16 Ağustos 2011 Salı

Neuschwanstein Şatosu ve Füssen


Wikipedia.com'dan alınmıştır. 1900'lerin başından renklendirilmiş fotokrom baskı.
http://de.wikipedia.org/wiki/Schloss_Neuschwanstein
Şato deyince pek çok insanın aklında ilk bu imaj oluşur, ancak çoğu gerçekte böyle bir yer var mı, varsa nerededir bilmez. Disneyland başta pek çok hayali üretim ve çizgi filme ilham kaynağı olmuş, Andy Warhol'a bile oyuncak olmuş, etkileyici Neuschwanstein, özellikle Orta Avrupa'da karşılaşılan bu tarz şatoların en güzeli olarak genelgeçer kabul görür. 



En güzeli ve en korunmuşu olarak nitelendirilmesi belki de bu yapıların en sonuncularından olsa gerek, çünkü belli etmemeye çalışsa da aslında yeni bir yapı. 1800'lerde yapılan ve 19. yüzyılın her alanda en geçerli akımı "Neo-bilmemnecilik"lerden bir tanesine mensuptur (artık hangisi takip edemiyorum bunları). O zamanlar Almanya'yı kasıp kavuran "Burgenromantik" yani kale romantizmi furyasıyla inşa edilmiştir. Furyası diyorum, çünkü hakikaten o dönemlerde Alman imparatorlarında böyle alengirli şatolarda yaşamak merakı başlamış ve hem kendi oturduklarını, hem de -kısmen ya da tamamen- yıkılmış pek çok şatoyu yenilemişler; yenilerken de orta çağ imgesini abartıp masalsı görüntüler vermeyi ihmal etmemişler (Rapunzel'in pencereden baktığı kuleler, ejderhanın koruduğu köprüler falan). Çoğunlukla Almanya'nın batısındaki Ren ve Mosel vadilerinde, Stuttgart'ın güneyindeki Neckar vadisinde ve Kara Ormanlar (Black Forest/Schwarzwald) olarak bilinen bölgede pek çok eski şato bu şekilde yenilenmiştir. Doğuda ise Romantik Yol (Romantische Strasse) olarak adlandırılan ve Wüzburg'tan Alpler'e uzanan hat çevresinde bu şatolar yoğunlaşmıştır. Hatta bu yol günümüzde Almanya'nın popüler turistik destinasyonlarından biridir ve her yıl pek çok bisiklet ve karavan meraklısı bu yolu kat eder (Atlas'ta Mehmet Y. Yılmaz bu konuda bir yazı hazırlamıştı). Neuschwanstein (noyşvanştayn gibi telaffuz edilebilir) işte bu yolun en güney ucu kabul edilir.

Pressetext.com sitesinden alınmıştır.
http://www.pressetext.com/#news/media/20090428035
Şatomuz Füssen şehrine bağlı Hohenschwangau kasabasının tepelerinde, abisi Hohenschwangau kalesinin karşısında ama daha yüksek bir noktada konumlanır. Abisi dediğim de yine Burgenromantik akımıyla beraber yeniden inşa edilmiş bir şatodur. Neuschwanstein'ı yaptıran Ludwig çocukluğunu bu şatoda geçirmiştir, sonra kendine yenisini inşa ettirmiştir. Hohenschwangau "Altes Schloss" yani eski saray, Neuschwanstein "Neues Schloss" yeni saray, bu bölge de "Königsschlösser" yani kraliyet sarayları olarak adlandırılır.




Hohenschwangau kalesi malesef kardeşi kadar etkileyici değil, ama daha alçak ve kolay ulaşılabilir bir noktada (belki de bu yüzden etkileyici değil). İkisine de gitmek için önce trenle Füssen'e, sonra da 10 dakikalık bir otobüs yolculuğuyla Hohenschwangau kasabasına ulaşmak gerekiyor. İyi haber, Füssen'e trenle Bayern eyaleti bileti (Landes-ticket) kullanarak geldiyseniz biletiniz bu otobüste de geçiyor. Ama öyle her dakika otobüs bulunmuyor, tren saatlerine göre ayarlanmış kısıtlı sayıda otobüs saatte bir falan işliyor. Tabeladan kontrol ederek dönüş saati belirlemekte fayda var, belli bir saatten sonra otobüs yok. Otobüslerin durduğu noktada pek çok hediyelikçi ve turistik restoranla beraber bir de info merkezi var, şatolara giriş için de bilet almak gerekiyor, ama sağolsunlar bilet almadan da dibine kadar gidilebiliyor, eğer içini görmek isterseniz bilet alıyorsunuz. Ben daha önce içinin dışı kadar etkileyici olmadığını duyduğum için girmeye yeltenmedim, ama merak eden bakabilir. Biletler 8 euro civarında yanlış görmediysem, iki saraya birden giriş için kombine biletler ve aile biletleri de var. 




Neuschwanstein (yazmaktan yoruldum artık, NŞ diyeceğim) biraz yüksekte bir noktada olduğu için ulaşımı dert. İnfonun önündeki panoda ulaşım için berlirlenmiş 4 adet yürüyüş rotası var ve zorluk derecelerine göre değerlendirilmiş. Yürüyüşler 30-40 dakika sürüyor. Yürümek istemeyenler için at arabaları ve otobüsler de belli bir yere kadar çıkıyor. Geçen gün gazetelerde NŞ'ye çıkan teleferiğin bozulduğu ve bir ailenin mahsur kaldığı yazıyordu, fakat ben orada teleferik falan gördüğümü hatırlamıyorum. İnternette yazıldığına göre teleferik ve otobüsler NŞ'den daha yüksekteki Tegelberg tepesine (berg de tepe demek aslında) çıkıyormuş, oradan yürüyerek şatoya ulaşılıyormuş. At arabaları ise yürüyüş yolundan gidiyor ve şatodan biraz daha aşağıda bir yerde bırakıyorlar. At arabalarının durduğu noktadaki hediyelik eşya büfesi, aşağıdakilere göre daha ucuz geldi bize, oradan ufak tefek şeyler ve bir de poster aldık.




Şatonun çevresinde çeşitli yerlerde manzara noktaları var. Biletsiz olarak ana kapıdan girilip avluya kadar ulaşılıyor.


Marienbrücke'den Neuschwanstein Şatosu

Şato çevresinde oyalandıktan sonra hemen geri dönmeyin, Tegelberg ve Marienbrücke tabelasından yürümeye devam edin. Marienbrücke yine bizim Ludwig tarafından şato çevresindeki yürüyüşlerinde kullanmak için yaptırılmış. Zamanına göre cesur strüktürüne rağmen dar bir yaya köprüsü, ancak şu an turistler için muhteşem bir manzara sunuyor.  O dar köprüye tıklım tıkış o kadar çekik gözlü turist sığıyor ki inanamazsınız. İnsanlar yüksekliğinden ve ara sıra sallantısından korktuğu için de ileriye gidemiyor, girişinde yığılıyor kalabalık. Girişinde de ölüm tehlikesi uyarısı var ayrıca.


Sisler arasında Marienbrücke

Köprüden devam edildiğinde de Tegelberg'e gidiliyor, biz oraya kadar gitmedik -sanıyorum- ama yol üstünde bir patikadan saparak ufak bir tepeye tırmandık. Dar ve ayakta durması zor olmasına rağmen manzaranın tadını çıkardık. Ara sıra birkaç turist geldi ama rahatımız bozulmadı, nefis Schoko Leibniz bisküvileriyle piknik yaptık.




Füssen'den her saat 5 geçelerde tren kalkıyor ve onlar da tıka basa turist dolu oluyor çünkü bu şatolara insanlar çoğunlukla günübirlik geliyor. Bir saat Münih'e, bir saat Augsburg'a direkt tren var, ama ikisiyle de gitmek istediğiniz noktaya aktarmalı ulaşabiliyorsunuz. Münih de Augsburg da (direkt ya da aktarmalı) iki saat civarında sürüyor.

Füssen, bizim dönüşte sadece bir saat geçirmemize rağmen çok sevdiğimiz bir yer oldu. Klasik olarak kocaman kilisesi ve kalesinin yanında Hansel Gratel evleriyle dolu şirin ve küçük bir şehir. Sadece şatolara ulaşmak için bir aktarma noktası olarak geçiştirilmemeli bence, en azından 2 saat ayırılıp dolaşılmalı, sokak kafelerinde oturulup bir şeyler içilmeli.




Romantik yolun son durağı olan Füssen'de pek ucuz konaklama imkanı yok, gençler için en ucuz seçenek olarak LA Hostel'i buldum, gecelik 18 euro. Ama rezervasyon için erken davranmadığımızdan kaçırdık ve oda bulamadık. Yani yoğun. Bir de Jugendherberge var, o da Almanca hostel demek aslında ama tek merkeze bağlı -devletin olduğunu sandığım- hosteller zinciri ve hemen hemen tüm Alman şehirlerinde var. Fiyatlar genelde kahvaltı dahi 22-24 euro'dan başlıyor ama bunlarda kalabilmek için Gençtur'dan HI Hostels kartı almak gerekiyor. Kartınız yoksa her gece için 3 euro ek ücretle kalabiliyorsunuz ya da 21 euro'ya bir yıllık üye olarak tüm Jugendherberge'lerde kalabiliyorsunuz.




Münih ya da yakınlarda başka bir yerde olursanız Deutsche Bahn'ın uygun fiyatlı grup biletleriyle birkaç saatte NŞ'ye ulaşabilirsiniz, imkanınız olursa bence görülmesi gereken bir yer, salt turist kazıklamak için sunulan bir yer olmadığını düşünüyorum. Hiç beğenmezseniz bile şato etrafında doğayla baş başa birkaç saat geçirmiş, güzel bir yürüyüş yapmış olursunuz. Tavsiye ederim.

3 yorum:

  1. merhaba oldukça güzel bir yazı olmuş. kaynak niteliğinde gerçekleştirilen bir seyahat. Umarım bir gün bizlere de nasip olur. Sivas Gezi Rehberi olarak başarılar dileriz. www.sivas.im ekibi.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,
    Şato ilgimi çekti, zaten fotoğraflarını görüp de ilgilenmemek mümkün değil. Tarihe ev eskiye alakası olanlar için geçerli elbette.
    Biz bir kaç hafta sonra Viyana'ya gideceğiz. Oraya gittiğimizde bu bölgeye gider miyiz diye bakıyorum. Ama arada kilometreler var, başka bir geziye artık :)

    YanıtlaSil
  3. Satoyu 5 gun once gordum. Ici disindan daha etkileyici. Her duvar resimlerle her yer bezeli ahsap mobilyalarla dolu ve renkler muazzam. Gordugum en guzel satoydu. Ayrica icinde kucuk bir balkon vardi ki orada omur gecer muhtesem. Bir de odadan odaya gecerken bir holu magara gorunumlu yapilmis superdi. Siddetle tavsoye ederim.

    YanıtlaSil

 
Free Hit Counter