14 Nisan 2010 Çarşamba

Darmstadt

Adı sanı buralarda pek duyulmamış, turistik bir rota olarak da pek bilinmeyen bir yer olsa da Erasmus sayesinde 2009 yılında 7 ay kaldığım Darmstadt'ı tanıtmak istiyorum. Benim için özel bir yer olabilir ama öyle lanettayn bir şehir değil, marifetlerini birazdan anlatacağım. 



Darmstadt büyük bir şehir sayılmaz, ama küçük de değil. Nüfus 140 bin civarında, yaklaşık yüzde 20'si yabancı kökenli (çoğu Türk). Frankfurt'un 30 km güneyinde, merkezi Frankfurt kabul edilen güney Hessen'in de en güneydeki büyük şehri konumunda. RMV denilen Frankfurt merkezli bir ulaşım ağına dahil ve bu bölgedeki bütün tren otobüs biletleri Darmstadt'ta da geçerli. Trenle Frankfurt'tan yarım saatte ulaşılabiliyor. En yakın havaalanı da Frankfurt'ta. Ayrıca Ryan Air gibi öğrenci işi havayollarının kullandığı Frankfurt Hahn havaalanı da 2 saat falan uzaklıkta. Darmstadt'ın çoğu Alman şehrinin aksine içinden geçen bir nehri yok, ama batıda Rhein, kuzey ve doğuda Main nehirlerinin çevrelediği düz bir ovada bulunuyor. Wiesbaden, Mainz, Heidelberg gibi merkezlere yakın, Stuttgart da 2,5 saat uzaklıkta bulunuyor.

Etraftaki endüstri de geliştiğinden burada pek çok Türk bulunuyor ve Darmstadt Bursa'nın kardeş şehri. Şehirde Türk gençlerinin oynadığı bir Bursaspor futbol takımı var, karşılığında da Bursa'da bir Darmstadt caddesi varmış. Bursalıların çoğu bu nedenle Darmstadt adına aşinalar.

Darmstadt'a gidenler genelde ya okumaya, ya staj yapmaya ya da bir konferansa katılmaya; yani çoğunlukla üniversiteyle ilişkili bir nedenle giderler. Çünkü Darmstadt'ın çok köklü ve Almanya çapında çok önemli bir üniversitesi var: Technische Universität Darmstadt. Okulun özelliği Almanya'da otonom yapıya sahip tek üniversite olması ve bu sayede devletten bağımsız şekilde çalışmalarını ve bilimsel araştırmalarını yürütebiliyor olmaları. Adını şehirden alan Darmstadtium elementi bu okulun laboratuarlarında bulunmuş. Mimarlık Fakültesinde tasarlanan bir güneş evi de 2007'de Solar Decathlon yarışmasını kazandı ve bu ev fakültenin arkasına inşa edildi ve sergileniyor. Lafın kısası çok büyük bir üniversite ve zaten küçük bir yer olan Darmstadt'ı bir öğrenci şehri haline getiriyor. Ayrıca şehirde bir Hochschule (yüksek okul) ve bir Fachhochschule (uygulamalı bilimler yüksek okulu) bulunuyor. Türkiye'den de bir sürü öğrenci Erasmus veya master gibi amaçlarla buraya geliyorlar ve çoğu da gitmeden önce (Almanca dışında) pek bilgi bulamıyor. Ufak turistik bilgilerin yanında oraya uzun süreli kalmaya gidenlere yönelik bilgiler de vermeye çalışacağım.


Dedik ki Darmstadt bir öğrenci kenti ama aslında bir bilim kenti ve her yerde bilim şehri Darmstadt olarak tanıtılıyor (Wissenschaftsstadt Darmstadt). Şehre girişteki tabelalarda bile öyle yazıyor. Üniversiteler var demiştik, onun yanında burada yine Almanya için önemli olan bir Fraunhofer Institute var. Bu enstitünün Nürnberg şubesi mp3 formatını icat etmişti. Ayrıca Avrupa Uzay Ajansı ESA'nın da burada bir merkezi var. Şehrin en önemli endüstrisi de kimya olunca bilim kenti adının hakkını veriyor. Ayrıca meşhur kozmetik firması Wella da buralı ve bir güzellik merkezi ve müzesi kurmuş. Yukarıdaki fotoğrafta solda üniversitenin yeni giriş kapısı olarak yapılan info center ve sağda da Darmstadtium kültür ve kongre sarayı(!) görülüyor. Darmstadtium şehrin yeni simgesi olarak 2-3 yıl önce inşa edilmiş ve Avrupa çapında büyük konferanslara evsahipliği yapıyor. Darmstadt'ın en büyük ziyaretçi grubu bu konferanslara katılan akademikler olduğu için haftaiçi otel ücretleri haftasonundan daha pahalı.


Şehrin merkezi Luisenplatz kabul ediliyor ve burası bütün ulaşımın düğümlendiği yer. Şehirde iyi bir tramvay ve otobüs ağı var ve hemen hemen hepsi buradan geçiyor. Ulaşım dışında Luisenplatz ve çevresinde ihtiyacınız olan her işi halledebiliyorsunuz. Alışveriş merkezi ve mağazalar, kafeler, restoranlar, posta ofisi, turist info, belediye, çiçekçi, telefoncu vs. her şey burada var. Bu meydan ve çevresi tamamen yaya bölgesi ve 4 taraftan tünellerle bütün araçlar yer altına alınıyor. Toplam alanı bilmiyorum ama Luisenplatz, Schloss, Marktplatz ve  Ludwigsplatz dahil olmak üzere büyük bir alanın altında azımsanmayacak bir trafik ağı var. Yukarıda ise gayet güzel bir yaya ve bisiklet dolaşımı var. Toplu taşıma ve taksiler de bu alana girebiliyor ancak bir rahatsızlık vermiyorlar. Yukarıda görülen Luisenplatz büyük bir meydan ve ulaşım ağının da merkezi olarak işlev görüyor. Ancak toplu taşıma burada yaya kullanımını biraz zorladığı için çok tatmin edici olduğunu düşünmüyorum. Bunun yerine 100 metre kadar batıdaki Schloss (saray) önündeki Marktplatz daha küçük olmasına rağmen daha tanımlı ve kullanışlı bir meydan. Haftada bir pazar kuruluyor ve belli zamanlarda panayırlar veya çeşitli aktiviteler sayesinde dolup taşıyor. Normal zamanlarda ise etraftaki kafelerin meydana taşan oturma yerlerinin dolmasıyla sürekli canlı bir görüntü sergiliyor. Ben orada biraz gündelik yaşam dertlerinde olduğum için elimde her yerle ilgili fotoğraf yok, oradayken de yazma gibi bir düşüncem yoktu. En azından oryantasyonu oturtmak için aşağıdaki haritayı kullanabilirsiniz. (Kaynak: EMCS)



Şehrin ana tren garı yani Darmstadt Hauptbahnhof bu haritada görünmemekle beraber merkeze çok uzak değil; Luisenplatz'ın 3 durak batısında. Tramvay ve otobüslerle gidilebiliyor. Yine bu haritada görünmese de şehrin diğer 3 yönünde de ufak istasyonlar var; Ost (doğu), Nord(kuzey) ve Süd(güney) Bahnhof'lar. Bu istasyonlardan da bazı ana hat trenleri geçmekte, Deutsche Bahn'ın sitesinden kontrol ederek bunları da kullanabilirsiniz.


 

Yukarıdaki fotoğrafta Schloss arka cepheden görünüyor. 1700'lerden itibaren inşa edilmeye başlanmış bu saray eklentileriyle beraber Alman Barok tarzının özelliklerini yansıtıyor. Şu an üniversitenin kullanımında ve içerisinde kentin kütüphanesi de var. Sarayda bulunan eserlerin sergilendiği bir de müze bulunuyor. Bu fotoğrafın çekildiği noktanın arkasında da Hessen eyalet müzesi (Landesmuseum) bulunuyor. Eyaletin en önemli müzesi olan bu tarihi bina da ben ordayken büyük bir tadilattaydı ve sanırım 2011'de açılacak. Bu bölgenin kuzeyinde kocaman bir park olan Herrngarten var ama parklara sonra değineceğim. Schloss ve Herngarten'ın doğusundaki bölge üniversite binalarıyla dolu. Bazıları modernist üslupta betonarme yapılar, bazıları da tarihi binalar. Üniversite binalarının arasında öğrencilere yönelik uygun fiyatlı barlar, restoranlar ve bir ikinci el pazarı da var.


Üniversite ve bilim dedik ama bu kentin tarihi de var. Gerçi İkinci Dünya Savaşı sırasında bütün şehir bombalanmış ve bütün tarihi binalar yıkılmış ama hala ayakta duran bir  Art Nouveau (Jugendstil) mirası var. Darmstadt 18. yüzyıl sonunda yoğunlaşan bu akımın Riga, Barcelona, Viyana gibi şehirlerle birlikte başkentlerinden biri kabul ediliyor. Merkezin biraz doğusundaki Matildenhöhe tepesindeki müze, düğün kulesi (Hochzeitsturm) ve etrafındaki mahalle en önemli Art Nouveau 'site'larından. Burası 1900'lerin başında buraya yerleşen birkaç mimar ve sanatçının kurduğu koloninin merkezi. Şu an müze olan bina da koloninin sosyal tesis ve restoranıymış. Etrafında da mimarların kendi yaptıkları evler bulunuyor. Bu süslü mahalle Darmstadt'ın en turistik yeri. Hochzeitsturm'dan açık havalarda gökdelenli Frankfurt silüeti görülebiliyor. Bu kule aynı zamanda şehrin de simgesi. Ön tarafta daha sonra yapılmış bir Rus şapeli de var fakat onun kompozisyonla bir alakası yok.


Şehrin bir diğer mimari ve turistik mekanı Waldspirale, diğer adıyla Hundertwasserhaus. Viyanalı mimar ve sanatçı Hundertwasser'in tasarladığı bu konut bloğu 1990'ların sonunda inşa edilmiş. Daha meşhur olan Viyana'daki Hundertwasserhaus'un da kardeşi. (Hundertwasser ve Viyana'daki binasıyla ilgili güzel bir yazı burada) Üstüste yığılmış renkli pastalar gibi görünen bu bina spiral şeklinde ve bir uçtan diğerine doğru yükselen bir plana sahip. Hiçbir pencere birbirinin aynısı değil ve Hundertwasser'in anlayışına göre herkes kendi penceresinden uzanabildiği alana kadar sorumlu olduğu için bütün katlar farklı renkte. Duyduğuma göre yaşayanlar evlerin karanlığından şikayetçiymiş ama yine de şehrin en pahalı daireleri bunlarmış. En yüksek terasta pahalı bir kafe var ama manzarası çok güzel.


Şehrin ortasında ve etrafında çok güzel parklar ve büyük yeşil alanlar var. Haritanın ortasında kocaman yer kaplayan Herrngarten zamanında sarayın bahçesiymiş ve geniş yeşil alanları, göletleri ve ördekleriyle halkın zevkle vakit geçirdiği bir park. Üniversite binalarına da cephe verdiği için öğrencilerin de çok bulunduğu bir yer. 


Güneydeki Orangerie de adından da anlaşılacağı gibi eskiden portakal bahçelerinin olduğu bir sayfiye yeriymiş. Güzel bir peyzaja sahip ama halkın pek vakit geçirdiği bir park değil.


Matildenhöhe'ye yakın olan Rosenhöhe de büyük ve güzel bir park. Şehrin nispeten dışında olduğu ve arkasında ormanlar olduğu için daha sakin ve doğal bir hali var. Göletlerinde kocaman balıkçıllar görülebilir. Ayrıca bu parkın içinde de bir sanatçı kolonisinin zamanında yaşadığı evler var.


Şehrin güneydoğusunda üniversitenin Mimarlık, Makine, İnşaat ve Kimya fakülteleri ve spor tesislerinin olduğu yemyeşil bir kampüs alanı var, Lichtwiese. Buradan sonrası ise milli park olan Odenwald. Darmstadt'tan başlayıp güneydoğuya doğru çok geniş bir alana yayılıyor ve muhteşem bir doğası var. Ben bazı akşamlar kampüse yakın alanlarda bisiklete binmeye veya koşmaya çıkıyordum. Yollar yürüyüşçüler ve bisikletçiler için işaretlenmiş ve bazı yerlere uzaklık da gösteren tabelalar koyulmuş. Bu orman içerisinden giden bir demiryolu hattı (Odenwald-Bahn) da Darmstadt'ı Odenwald içerisindeki kasabalara bağlıyor. Lichtwiese istasyonunu kullanabilirsiniz, ayrıca bu hat kuzeye doğru da Frankfurt'a tek yerde durarak hızlı bir şekilde gidiyor.



Almanya'nın bu bisiklet yolları ağı harika, imkanı olanlara çoğunlukla düz olan bu ülkede bisiklet turuna çıkmalarını öneririm.

Kampüsün yanında Vivarium adında ufak bir hayvanat bahçesi var.

Yukarıdaki haritanın kuzeydoğusunda köşeden görünen Karlshof, öğrencilerin yaşadığı bir yurt kompleksi. Ancak bizim burada alışkın olduğumuz yurtların aksine Almanya'da çok yaygın olan WG (wohngemeinschaft/ev ortaklığı) sistemi kurulu. Her dairede 3-5 kişi kalıyor, herkesin kendi odası var ve banyo, mutfak gibi fonksiyonlar ortak alanda. Bu Karlshofta evlerin içindeki ilişkiden çok komşuluk ön planda, her ev bütün katı dışarıdan dolaşan koridora açılıyor ve her evde kimin yaşadığı biliniyor. Güzel bir ortam var ve neredeyse her hafta bu ortak alanlarda partiler düzenleniyor. Ben orada kalmamıştım ama Erasmus'la gidecek olanlar varsa mutlaka orada kalsınlar. Ama master için zor çünkü ders çalışmak neredeyse imkansız. Darmstadt'a gezmeye gidenlere de Couchsurfing'e bakarak burada birinde kalmalarını önerebilirim, mutlaka birini bulursunuz.

Yeme-içme ve alışveriş yerleri genelde Luisenplatz etrafında toplanmış. Hatta meydanda Luisencenter adında bir alışveriş merkezi bulunuyor. Gıda alışverişi için buranın alt katında bir Rewe var, ancak ben Ludwigsplatz'taki Aldi'yi öneririm, fiyatlar çok daha uygun. Buradaki Bim mantığıyla işleyen Aldi'deki her ürünü gönül rahatlığıyla alabilirsiniz, hem ucuz hem lezzetli. Her çarşamba Aldi'ye aynı Tchibo'da olduğu gibi yeni bir tema geliyor. Bisiklet, doğa, spor, bahçe gibi temaların ürünleri kapışılıyor. Waldspirale'nin yanında bir Aldi daha var, nispeten lüks bu muhitte bu ürünler o kadar hızlı tüketilmediği için yoğunluktan dolayı bulamadığınız ürünleri buradan alabilirsiniz. Ancak bütün ürünler Aldi'nin kendi ürünleri, markalıları Rewe'de bulabilirsiniz. Rewe'nin içki reyonu da daha geniş. Güneydeki Heinrich caddesi üzerinde de büyük bir Rewe var ve bunun yan tarafta ayrı bir içki reyonu da var. Buradan ev partileri için kasa biralar alabilirsiniz. Yine Heinrichstrasse üzerinde Rewe'nin 100 metre batısında bir Türk marketi var, Euro Market yanlış hatırlamıyorsam, buradan özlediğiniz lezzetlere ulaşabilirsiniz. Ben en çok hazır çorbalar, beyaz peynir, sivri biber, sucuk ve içme suyu alıyordum. Evet içme suyuna hasret kalabilirsiniz, Almanlar genelde mineralwasser içiyor. Restoranlarda ve büfelerde normal su bulunmayabiliyor. Çeşme suyu içilebiliyor, ama Erikli tadı da yok.

Marktplatz çevresi ve arka tarafındaki kilise etrafında güzel restoran ve kafeler var. Schloss'un tam karşısındaki Ratskeller kendi ürettiği biralarla ve güzel atmosferiyle en favori mekan. Güzel havalarda meydana taşan oturma yerlerinde birbirini tanımayan çok farklı insanlar muhabbet edip eğlenebiliyor. Yine de Darmstadt'ta dışarıda yenip içilecek çok mekan yok. Çok Türk olduğu gibi çok fazla da dönerci var. Marktplatz'taki Ye Babam Ye meşhur, fakat Türk öğrenciler arasında lezzet açısından en çok tutulanı Luisenplatz'ın alt katındaki küçük fast food tarzı Yuffi Kebap ve Nieder-Ramstädter Strasse üzerindeki minicik Bodrum Döner. Dönerciler genelde geç saatte kapanıyor, gece eğlencesinden sonra çorba veya dürüm için gidilebilir.

Gece eğlencesi için Luisenplatz'tan geçilen Carre adlı avludaki Central Station var. Girişi pahalı olmasına rağmen çok kalabalık bir mekan. Bunun dışında öğrencilerin daha çok tercih ettiği 603 ve Schlosskeller daha samimi eğlencelerin olduğu yerler. Schlosskeller'da her ayın ilk pazartesi gecesi Erasmus partisi oluyor. Yine de en iyi öğrenci partileri Karlshof'ta. Bir de Elektronik Fakültesi binalarının karşısında 'an Sibin' adında bir Irish Pub var, gençler genelde karaoke gecelerine ve maç izlemeye gidiyor. Guinness ve Kilkenny biraları içmek için gidilebilir.

Eğlence demişken festivallerden de bahsedeyim. Almanya'nın çoğu şehrinde bir büyük festival düzenlenir, köylerde bile belli zamanlarda ortaçağ festivali tarzında eğlenceler düzenliyor. Darmstadt da tabi ki geri kalmıyor. Mayısın ilk haftasında eyaletin en büyük müzik festivali olan Schloßgrabenfest düzenleniyor. 3 gün boyunca bir çok müzik grubu şehri geceli gündüzlü bir müzik ziyafetine çeviriyor. Schloss çevresindeki caddeler trafiğe kapatılarak belli yerlere sahneler kuruluyor ve farklı temalarda gruplar sahne alıyor.  Yeme içme ve hediyelik standları da çok güzel oluyor. Ben çıkan grupların hiçbirisini bilmiyordum, ama Almanya'da tanınan bazı gruplar varmış aralarında. Temmuz ayında ise 4 günlük büyük bir festival daha düzenleniyor: Heinerfest. Münih'teki Oktoberfest'in küçüğü olarak adlandırılan bu festivalde ilkinden daha büyük bir alan trafiğe kapatılarak lunaparklar, filmlerdeki silah atıp oyuncak kazandığın panayırlar, yeme içme standları ve özellikle de biracılar kuruluyor. Kocaman bir kalabalık. Çevre şehirlerden de pek çok insan bu eğlenceye katılıyor. Heiner de Darmstadtlı alkolik bir tip olarak tanınıyor, kafasında yamuk şapka, ağzında sigarayla aylaklık eden bir adammış. Şehirde heykeli de var, festivalin adı ondan geliyor. Herkesin içip eğlendiği bir festival olmasını umut ediyorlar. Biz lunaparklarda oldukça eğlenmiştik. Ama 2 festival de sabahlara kadar sürmüyor, geceyarısı gibi her yer kapanmaya başlıyor. Evlerine dağılan Almanlar sabah işlerine gidip ertesi akşam tekrar eğlenmeye geliyorlar, yani üniversite bahar şenliği gibi her şeyin bir kenara bırakılıp eğlenilen festivaller değil. Zaten bu Almanların eğlence anlayışı bizim veya diğer Akdenizlilerinki gibi değil.

Alışveriş için merkezdeki Galeria Kaufhof ve Karstadt bizdeki Boyner tarzı her şeyi bulabileceğiniz büyük mağazalar. Bunları her Alman şehrinde bulabilirsiniz. Galleria daha ucuz ama Karstadt'ın spor katı daha güzel. Kocaman bir bisiklet reyonu var ve hem giyim hem de donanımlar bulunabiliyor. Aldi'nin yanındaki Sport Hübner de güzel indirimleri olan bir spor mağazası. Onun yanında da C&A var. Artık Türkiye'de de olan bu mağazada her daim ucuza bir şeyler bulabilirsiniz.
Şehirde oteller mevcut ama tek bir hostel var o da Jugendherberge Darmstadt. HI Hostels kartı olanlar burada indirimli kalabilir, fiyatlar 20-25 € arasında. Bütün Almanya'da olan Jugendherbergelerden farklı bir hizmeti yok ama burası göl kıyısında. Haritada Grosser Woog olarak görünen bu gölde yaz aylarında yüzebilirsiniz. Hatta hostelin göl kıyısında kendine ait bir güneşlenme-oturma alanı da var, plaj diyemiyorum. Yüzmek için bir diğer alternatif kuzeydeki Bürgerparkta bulunan açık ve kapalı havuzlar. Bürgerpark spor olanakları sunan geniş bir park. Buradan bisikletle Kranichstein'a gidebilirsiniz. Kranichstein şehrin biraz dışında bir semt olmasına rağmen 5 numaralı tramvay buraya gidiyor. Çok güzel ve Almanya için biraz farklı bir yerleşim, burada sosyal konut blokları ve aralarında büyük göletler var. Biraz Sovyetvari bu yeri Ruslar kendine yakın görmüş olacaklar ki bu mahallede pek çok Rus yaşıyor. Komunist dönemi andıran bir Rus bakkalı bile var. Birkaç yüksek bloktan oluşan bu mahallenin bir tarafında da 2-3 katlı lüks bahçeli evler var ve herbiri mimari değeri olan yapılar. Yüksek bloklar da öyle sıradan kutu gibi apartmanlar değil. Mimarsanız ve vaktiniz varsa burayı mutlaka görün, malesef elimde fotoğrafı yok. Kranichstein'da aynı zamanda tarihi bir av köşkü bulunuyor ve etrafında güzel göller var.

Buranın biraz daha dışında küçük bir kasaba olan Dieburg bulunuyor. Dieburg'da Darmstadt'ın Fachhochschule'si bulunuyor ve bu nedenle öğrenci nüfusu yüksek. TUD da yer bulamadığı Erasmusçuları buradaki yurda göndermişti. Kranichstein ve Dieburg'a günübirlik bisikletli geziler yapalirsiniz.

Yine günübirlik bisikletli geziler için Heidelberg yolunu önerebilirim. Bu yolun adı Bergstrasse ve turistik bir değeri var. Darmstadt Heidelberg arası 50 km civarında ve aradaki kasabalarda duraklayarak tek günlük zevkli bir sürüş yapabilirsiniz. Ayrıca Heidelberg çok güzel bir şehir, Darmstadt'ta uzun süre kalacaksanız ara sıra oraya kaçmak iyi oluyor. Diğer günübirlik alternatifler Mainz, Wiesbaden ve tabi ki Frankfurt. Eyaletin başkenti Wiesbaden da çok güzel bir şehir, bence orası Heidelberg'in nehirsiz olanı. Ancak bu iki güzel şehir de Türkiye'de pek bilinmiyor.

Stuttgart'a 2,5-3 saatte trenle gidiliyor, tek günlük bile gidilebilir ama gitmişken 1-2 gün kalın. Bu arada haftasonları Schönes Wochenende biletleriyle 5 kişiye kadar çok ucuza tek günlük gidiş dönüş yapılabiliyor, bu biletlerle Würzburg, Koblenz ya da Stuttgart gibi yakındaki şehirler gezilebilir. Frankfurt'un kuzeyinde büyük Taunus dağları var ve bu kesimde çok güzel dağ kasabaları var, oralar da gezilebilir.

Yazı daha çok Darmstadt'ta uzun süre kalacaklara yönelik oldu ama oraya gezmeye gidecek çok insan olacağını da tahmin etmediğimden bu şekilde yazdım. Elimde fazla fotoğraf olmadığı için biraz yetersiz oldu ama internetten araklamak istemedim. Umarım beğenirsiniz.

5 yorum:

  1. emeğinize sağlık büyük bir iyilik yaptınız..

    YanıtlaSil
  2. büyük bir iyilik yaptnz emeginize saglık

    YanıtlaSil
  3. ne güzel tanıtmışsınız teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  4. tesekkürler cok makbüle gecti valla

    YanıtlaSil
  5. Pazar günü gidiyorum, önerilerinizi dikkate alacağım. Teşekkürler

    YanıtlaSil

 
Free Hit Counter